Davutoğlu: Bildirilerinde terör örgütü için tek cümle yok

Başbakan Ahmet Davutoğlu, "Aydın olmak, demokrasiyi savunmak önce demokratik yöntemleri savunmakla olur. Tekrar soruyorum. Daha bugün gece yarısı emniyet lojmanlarını ve lojmanların etrafındaki evleri hedef alan, biri 5 aylık olan 5 sivil ve bir emniyet görevlisi vatandaşımızın katledilmesine sebebiyet veren bir terör örgütünün arkasında niçin hizalanıyorsunuz? Niçin bu terör örgütüne dönüp, bütün o bildiride, altına imza koyduğunuz bildiride bir eleştiri getirmiyorsunuz" dedi.

- Bu haber 6 kez okundu.

Davutoğlu: Bildirilerinde terör örgütü için tek cümle yok
 Davutoğlu, TÜBİTAK'ta düzenlenen Ar-Ge Reform Paketi Tanıtım Programında yaptığı konuşmada, bir grup akademisyen tarafından imzalanan bildiriye değindi.

Türkiye'nin imkan ve kaynakları daha çok nasıl zenginleşir, hukuk ve demokratik düzen daha ileri nasıl taşınır, vatandaş nasıl daha mutlu olur, bölgesel farklar nasıl giderilir diye gece gündüz çalıştıklarını belirten Davutoğlu, böyle bir ortamda ülkenin sınırlı imkan ve kaynaklarıyla okuyup akademisyen olanların akıl dışı bildirilere imza atabilmelerini bir akademisyen olarak hayretle karşıladığını bildirdi.

Akademiye, düşünce özgürlüğüne ve demokratik mücadeleye ömür vermiş bir insan olarak söz konusu bildiriye imza atan akademisyenleri muhasebe yapmaya davet eden Davutoğlu, şöyle konuştu:

"Eğer ciddiyetle bu imza attıkları bildiriye tekrar bakarlarsa hicap duyacaklarına inanıyorum. Daha önceki örneklerinde gördüğümüz gibi birçoğu okumadan belki imza atmıştır, birçoğu da imza attıkları bu bildiriyi okuduktan sonra tekrar muhasebe etme ihtiyacı hissetmiştir.

Bizler terörle mücadele ederken, her gün bir taraftan DEAŞ gibi uluslararası bir terörle, diğer taraftan 5 aylık bebeğin de olduğu lojmanlarda sivili katleden bölücü terör örgütüyle mücadele ederken, vatandaşlarımızın can ve mal emniyeti için çalışırken, ülkenin bütün meselelerine sahip çıkması gereken akademisyenlerimizin böylesine bir bildiriye imza atmış olmaları gerçekten büyük üzüntü veriyor. Bizler önce hayat, önce insan ilkesinden yola çıkarak insanlık onurunu aziz biliyoruz. İnsan hak ve özgürlüklerini genişletmek için yaptığımız sessiz devrimleri inkar eden kimse ve hiçbir çevre olamaz. Ben de açıkça ifade ediyorum, bu bildiriye yansıyan provokatif dil, fikir özgürlüğü kapsamında değerlendirilemez. Zira ben bu bildiriyi, tek tek harfi, virgülüne kadar düşünerek okudum. Kafamı iki elimin arasına alarak bu bildiriye imza atan, bir kısmını da şahsen tanıdığım akademisyenlerin psikolojilerini anlamaya çalıştım, büyük üzüntü ve hicap duydum. Demokratik hukuk devletinde yaşayan aydınlar ve vatandaşlar olarak böylesine tek yanlı ve şiddet ve terörü mazur görüp, meşru kamu düzenini korumaya çalışılmasını insafsızca eleştirilen yaklaşımın nasıl sergilenmiş olduğunu ciddi bir şekilde hepimizin düşünmesi lazım."

- "Kavramların arkasına saklanmayalım"

Sayısız cinayet işleyen ve kan döken bölücü terör örgütü için tek bir cümle kurmayan, korsan örgüt bildirilerine imza atan, devletin bölge halkına katliam uyguladığını iddia eden bir bildirinin hiçbir meşru, hukuki ve insanı mülahaza içermediğini vurgulayan Başbakan Ahmet Davutoğlu, söz konusu bildiriye imza atan akademisyenlere şu soruları yöneltti:

"Bir, demokratik yönetimlerin emri altındaki meşru güçler dışında silahlı güçlere izin veren tek bir ülke var mıdır dünyada? Demokrasi, meşru silah kullanma yetkisine sahip yapıların dışında başka yapıların silah kullanmasını içerir mi? Şimdi buradan meydan okuyucu bir soru soruyorum, bu akademisyenler bana demokratik hukuk devleti içinde tek bir ülke göstersinler ki bu ülkenin demokratik yönetimi meşru güç kullanma yetkisine sahip güvenlik birimleri dışında silahlı güçlere izin vermiş olsunlar. Kavramların arkasına saklanmayalım. Beni de ziyarete gelen bazı aydınlar oldu. Hep şunu söylediler, 'Barış istiyoruz, demokrasi istiyoruz', doğru. 'Çatışmalar dursun', doğru. Biz de barış ve demokrasi istiyoruz. Ben burada babamdan kalan bir miras dolayısıyla bulunmuyorum. Sahip olduğumuz maddi imkanlar dolayısıyla da bulunmuyoruz. Milletimiz son seçimde yüzde 85 katılım, yüzde 97,5 temsil ve yüzde 49,5 destekle bize bu emaneti verdiği için huzurunuzdayım. Şimdi soruyorum, dünyada tek bir ülke göstersinler ki meşru güvenlik birimleri dışında silahlı bir gücün, bir terör örgütünün, hadi onlar orayı bir terör örgütü olarak görmüyorlarsa bir silahlı gücün bulunmasına izin verir mi?"

- "Herkesin samimi ve dürüst olması lazım"

Başbakan Davutoğlu, demokrasiden, hukuktan, barıştan, çağdaşlıktan bahsetmenin kolay olduğunu ifade ederek, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Cevap versinler. Mesela bu bildiriye imza attığı söylenen, kimisini de tanıdığım, geçmişte akademik tartışmalarda bulunduğum Amerikalı akademisyenlere söylüyorum. Amerika Birleşik Devletleri demokratik bir hukuk devleti olarak, herhangi bir silahlı gücün, diyelim Teksas eyaletinde belli şehirlerde silah yığınağı yapan bir gruba karşı acaba nasıl davranırdı? Ya da üyesi olmaya azimle kararlı olduğumuz Avrupa Birliği'nin herhangi bir ülkesinde aydınlar çıkıp, mesela Almanya'da belli bölgelerde silahlı bir grubun o bölgenin sokaklarında barikatlar kurup, çukurlar açması halinde Avrupalı aydınlar acaba hükümete dönüp, 'Bırakınız bunu yapsınlar, bırakınız doçkalarla, kanaslarla, tank savarlarla şehirleri, ilçeleri işgal etsinler, niye dokunuyorsunuz' der miydi, diyebilir miydi? Bunu diyene çağdaş demokratik bir devletin vatandaşı olarak muamele edilir miydi? Herkesin samimi ve dürüst olması lazım."

Demokrasiden, barıştan bahseden herkesin önce barışın ancak kamu düzeniyle sağlanabileceği ve bunun da çağdaş devletin en olmazsa olmaz şartı olduğunu görmesi gerektiğini vurgulayan Davutoğlu, söz konusu bildiriye imza atanlardan, kendisine herhangi bir çağdaş, demokratik hukuk devletinin bir bölgesinde, bir şehrinde, bir ilçesinde, bir silahlı örgütün hakimiyet kurmasına izin verildiği örneğini göstermelerini istedi.

Kimsenin demokratik bir yolla iktidara gelmiş bir yönetim ile halkın günlük hayatını karanlığa boğan bir terör örgütü arasında eşitleme yapamayacağını anlatan Davutoğlu, şöyle devam etti:

"Şimdi ikinci soruyu soruyorum, devlet ile terör örgütünü eş tutmanız hangi demokrasi anlayışınıza, akademik yetkinliğinize dayanıyor? Çok objektif şartlarla soruyorum ve açık bir tavır sergilemelerini istiyorum. 'Çatışmalar dursun' demek eğer şuysa, 'devlet güvenlik birimlerini bu ilçelerden çeksin, bu ilçeleri fiilen hiçbir meşru temele dayanmayan ve tamamıyla terör uygulayan bir örgütün mensuplarına terk etsin' diyorlarsa sadece Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı olarak değil, bu ülkenin onurlu bir vatandaşı ve bir akademisyen olarak onlara diyorum ki demokratik yönetim dışında hiçbir yönetimin ya da örgütün ülkenin herhangi bir yerinde böylesine bir hakimiyet kurmasına izin vermeyeceğiz, izin vermemiz de mümkün değildir. Aydın olmak, demokrasiyi savunmak, önce demokratik yöntemleri savunmakla olur. Seçim ve halkın iradesiyle oluşmuş parlamento dışında kimse kendi başına herhangi bir yönetim biçimi ilan edemez, kimse meşruiyetini halktan almayan bir güç tekelini kullanamaz. Şimdi tekrar soruyorum, elinizi vicdanınıza koyun, emniyet lojmanlarını ve lojmanların etrafındaki evleri hedef alan, biri 5 aylık olan 5 sivil ve biri emniyet görevlisi vatandaşımızın katledilmesine sebep olan bir terör örgütünün arkasında niçin hizalanıyorsunuz? Niçin bu terör örgütüne dönüp, bütün o bildiride bir eleştiri getirmiyorsunuz?"

Başbakan Davutoğlu, herkesi elini vicdanına koymaya davet ederek, bildiriye imza atan akademisyenlere, "Terör eylemlerini üstlenen ve yeni terör eylemleriyle tehdit eden bir terör örgütünü hiçbir eleştiriye tabi tutmamanızı neyle açıklıyorsunuz" diye sordu.

Burada sadece Türkiye Cumhuriyeti'nin değil aynı zamanda kamu düzeninin hedef alındığını ifade eden Davutoğlu, bildiriyle devletin meşru güvenlik birimlerinin, bölücü terör örgütünün militanlarıyla eşitlenmek istendiğini belirtti.

Davutoğlu, bölücü örgütlerin, Türkiye'de kendisinden menkul alt düzencikler ortaya çıkmasını istediğine işaret ederek, "Sadece PKK'nın hakim olacağı bir düzeni, sadece PKK'nın dikte ettiği, halk üzerinde baskı yönetimini destekliyor musunuz veya buna izin verilmesini demokratik mi buluyorsunuz? Bir an düşünün, Cizre'de güvenlik birimlerimiz çekilmiş olsa Cizre'yi biz bu barbarlara, bu alçaklara, çocukları, sivilleri katleden bu teröristlere mi bırakacağız. Her türlü insani, vicdani muhasebeyi yapar, tek bir vatandaşımızın acı hissetmemesi için, tek bir vatandaşımızın gözünden bir damla yaş dökülmemesi için her şeyi yaparız" diye konuştu.Bildiriye imza atanların, teröristlere "silah bırakın" demesi gerektiğini vurgulayan Davutoğlu, Meclis'te ve kamuoyunda her şeyi konuşabileceklerini ancak meşru güvenlik birimleri dışında kimsenin silahı eline alamayacağını dile getirdi.

Davutoğlu, tek mesele ve gayelerinin, vatandaşların hiçbir terör örgütünün şiddet ve baskısına maruz kalmadan hayatlarını devam ettirmesi ve özgürce yaşaması olduğunu belirterek, "Bildiriye imza atan ve bir kısmı da yurt dışında yaşayan akademisyenler bu bildirinin mahiyetinden haberdar mıdır? Haberdar oldularsa aynı anlayışı demokratik yolla seçilmiş yönetimlerine teklif edebilirler mi? Gayri hukuki hiçbir uygulamaya bu ülkede müsaade edilmez. Her türlü ayrımcılığı reddederek bütün vatandaşların hukukunu korumak, hükümetimizin yegane varlık sebebidir. Vatandaşlarımıza hayatı zehir eden terör örgütü ve terör örgütüne mensup teröristlerle mücadelemiz hukuk ve adalet terazisine halel getirmeden devam edecektir" ifadesini kullandı.

Anahtar Kelimeler:
DavutoğluDeaşörgüt
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.